Loading...
BilimAdamları Arşivi


 Forum

Şerafeddin Sabuncuoğlu

Tanımadığımız Bir Bilim Adamı ve Hekimimiz:

ŞERAFEDDİN SABUNCUOĞLU

Yabancı dilde yazılmış pek çok bilim veya tıp tarihi kitabına göz atarsanız çoğu zaman İçinde "ŞERAFEDDİN" adında bir Türk Hekiminin eserinden yapılmış alıntılara rastlarsınız ve duygulanırsınız. Onun yaptığı cerrahi resimler, bugün Amerikan Cerrahi Demeği´ni süslemektedir. Yazdığı cerrahi eserlerin tıpkı basımı 1962 yılında Fransızca olarak yayınlanmış ve kısa sürede tükenmiştir. Yabancı bilim ve kültür çevrelerinde yeteri kadar tanınan Seraleddin Sabuncuoğlu kendi ülkesinde üstelik de eserlerini Türkçe yazdığı halde ne yazık ki yeteri kadar tanınmıyor. Hatta çoğu zaman Sabuncuoğlu soyadı onun çağdaş bir hekim olduğunu düşündürüyor. Çağımızda yaşamamış, fakat çağdaş düşünce yapısına sahip, objektif bir bilim adamı olan Şerafeddin´i bu yazıyla kısaca tanıtmağa çalışacağız.

 Doç.Dr . İlter UZEL.

serafeddin sabuncuoglu 1 E7A4Z

Şerafeddin Sabuncuoğlu 1385 yılında Amasya´da doğmuştur. Kitaplarında verdiği soy kütüğüne göre, babasının adı Ali. dedesinin de llyas´tır Sabuncuoğlu Hacı llyas Çelebi 1408-1421, babası Ali Çelebi de 1421-1451 yıllarında hekimbaşılık yapmış,ünlü hekimlerdi.

Şerafeddin, devrin ilk ve orta okulunu bitirdikten sonra, 17 yaşında hekimliğe başlamıştır. Bundan sonra da hayatını okumağa, araştırmaya ve denemeye veren Şeraleddin son esen olan Mücerrebname´yı yazdığında 85 yaşındaydı.

serafeddin sabuncuoglu 2 5CC91

Şeraleddin Sabuncuoğlu eserlerinde Amasya Darûşşifası´nda 14 yıl hekimlik yaptığını iftiharla belirtir. Hekimliğin usta çırak usulüyle dükkanlarda yapıldığı dönemde bir Darüşşifada çalışabilmek gerçekten çok güçtü ve böyle bir hizmet, ancak liyakat sahibi üstatlara veriliyordu.

Sabuncuoğlu´nun tıp ve cerrahi ile ilgili bildiğimiz üç esen vardır. Bunlardan illa Akrabadin Tercümesidir. II Beyazıt 1446 da Amasya´da Vali iken, hekirnbaşısı ve diğer hekimlerin ricası üzerine. Şerafeddin Zeyneddin bin ismail-ülCürcani´nin Zahire-i Harzemşahi´sinin Akrabadin bölümünü Türkçe´ye çevirmiş, ayrıca kendisi de eserin sonuna iki bölüm eklemiştir.

serafeddin sabuncuoglu 3 6FD91

Eserde ilaçların özellikleri, hazırlanması, gargara, yağlar. merhemler, anlatılmakta, ayrıca kusturucular, müshiller. ağız. dil ve damak, diş, göz ilaçlanna ve lavmanlara yer verilmektedir Esenn sonuna, kendisinin eklediği Arapça. Farsça, Türkçe sözlükte önerdiği Türkçe tıp terimleri, incelemeye değerdir Şerafeddin Sabuncuoğlu´nun tanınmış ikinci eseri Cerrahiyet al-Haniye´dir. Bu eserin bilinen üç kopyası vardır ve bunlardan ikisi istanbul´da, birisi de Paris Bibliothèque National´dedir istanbul´da bulunan Fatih Millet kopyası ile Pans kopyası, yazarın kaleminden çıkmıştır. Fatih Sultan Mehmet´e takdim edilen ve içinde II Beyazıt´ın vakıf mührü bulunan kopya, eserin kapağındaki kayda göre Tanzimat Meclisi Üyesi Yasinci Zade Mehmet İlmi Efendi tarafından, Aralık 1860´ta Fransız hekimi Bırjuven´e armağan edilmiş, böylece eser, 9 Haziran 1871 ´de Bibliothèque National´e girmiştir. 409 sayfa olan ikinci kopya İtina ile hareketlenmiş, Türk neshi İle yazılmış olup 138 resim ve 168 alet resmi İçermektedir. İkinci kopya. İstanbul´da Fatih Millet Kütüphanesi Alı Emin Kitapları. 79 numara da kayıtlıdır. Bu kopya da Türk neshi ile yazılmıştır. Ancak 47 resim ve 169 alet resmi ile Paris kopyasına göre eksiktir. Üçüncü kopya İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi kürsüsündedir.

 Şerafeddin Sabuncuoğlu´nun asıl önemli eseri olan Mücerrebnamenin İstanbul kütüphanelerinde birçok kopyası vardır Mücerrebname.

Şerafeddin´ın bizzat denediği ilaçlardan oluşan, özgün bir eserdir. Eserde yaptığı hayvan denemeleri ve bizzat kendi üzerinde yaptığı deneyler sonucu önerdiği bazı ilaçlar anlatılmaktadır.

serafeddin sabuncuoglu 4 2A25DEski kaynaklarda Şerafeddin´le ilgili bilgilere rastlanmamasının nedeni eserlerinde o dönemde bilimsel ve teknik kitapların yazıldığı dil olan Arapçayı kullanmaması ve Türkçe´yi tercih etmesine ve devrinin diğer hekimleri gibi öteki bilim dallarına ilgisiz kalması ve sadece tıbbi alanda eserler vermesine bağlanabilir.

Elimizdeki kaynaklara göre, Sabuncuoğlu´nun bilim alemine ilk defa tanıtılması 1920 yılmda İKDAM gazetesinde Ruscuklu Doktor Hakkı Uzel tarafından yayınlanan bir makale ile yapılmıştır Daha sonra, Bursalı Mehmet Tahir (1925), Dr. Osman Şevki Uludağ (1926). Ali Canip Yöntem (1927), Süheyl Llnver (1930) yılında bu konuda araştırmalar yapmışlardı Şerafeddin´in eserlerinin tam metin halinde yayınlanması ise henüz yapılmamıştır.

Şerafeddin´in günümüzde de örnek alınması gereken meziyetleri vardır Şimdi biraz da bu özelliklerinden sözedelim. Türk tıp tanhinde, kendi denediği ilaç ve tedavi metotlarını derleyen ilk eser Şerafeddin tarafından yazılmıştır. Mûcerrebname adını alan bu eserden İki deneyi kısaca anlatalım. Aktaracağımız ilk deney yılan sokmasına karşı kendi hazırladığı antidotu kendisinde denemesine ilişkindir Önce tiryak adını verdiği bu antidotu içmiş sonra sol elinin orta parmağını yılana ısırtmıştır.

 Kendi deyişine göre "Ne parmağı şişmiş ne de vücudunda bir belirti gözlenmiştir." İkinci deney de, Türk tıp literatürünün en eski ve İlginç örnekleri sayılır. Bu deney de yılan zehirinin etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır Bunun için bir horoz deney hayvanı olarak seçilmiş, hayvanın bir budunun tüyleri yolunarak çok çok zehirli bir yılana çıplak derisinden ısırtılmıştır. Sonra, daha önce hazırlanan ve zehirin etkisini yok eden tiryak horoza içlrılerek hayvan kontrol altına alınmıştır. Ertesi gün deride yeşilimtrak bir yara görülmüş ve yeniden tiryak verilmiştir. İkinci gün bu belirti de kaybolmuş ve hayvan eşienyle birlikte gezinir halde bulunmuştur. 

Şerafeddin orijinal gözlem ve deneylere cerrahi eserinde de yer vermiştir. Bunlardan diş ağrısında akupunktur kul lanması, trakeotomilı bir hastada yaptığı estetik cerrahı girişimi ve boğaza kaçan cisim çıkarılması hakkındaki yöntem en ilginçlerindendir.

Şerafeddin Sabuncuoğlu eserlerinde tedavi metodlarını en İnce aynntılanna kadar anlatır. Cerrahi teknikleri çok açık bir dille herkesin anlayacağı şekilde açıklar ve alet şekillerini verir. Ona göre tedavi başarısız olursa cerrahi yol denenmelidir. Ayrıca ameliyat sonrası bakıma da çok önem verir. Denediği ilaçlarda görülebilecek yan etkilen belirtmiştir.

Gerçekten iyi bir derleyici, öğretici ve aktarıcı olan, eser verebilecek düzeyde hekimler yetiştiren Şerafeddin, doğunun bilim dillen olan Arapça ve Farsça´yı bildiği halde. Cerrahiyet al-Haniye´nin önsözünde "Bu kitabı Türkçe yazdım, şu nedenle ki Anadolu halkı Türkçe konuşur, zamanımızın cerrahlarının çoğu okuma yazma bilmezler, bilenler de ancak Türkçe yazılmış kitapları okuyabilirler" demekledir.

Akrabadin´in önsözünde ise: ..."Otuzüçüncü babda kitaptaki terimler için bir sözlük hazırladım, çünkü eğer yalnız Türkçe yazacak olursa/n Türkçe kısır bir dil olduğundan kelimelerin ahengi kalmaz ve tıp dili bozulur" demektedir. Yani eserlenni Türkçe yazarken Türk dilinden çok Türk ulusunu düşünmüştür. Yıllardan beri birikimini taşıdığı Arapça ve Farsça´dan ve onların kültüründen bilerek ve isteyerek sıyrılmış, bilimsel eserlerinin kolayca anlaşılabilmesi için yaşayan halk dilini kullanmıştır.

Şerateddin´in kendi eliyle yazdığı eserleri elimizde olduğu için, onun yalnızca bilimsel ve kültürel içeriğini değil hat ve resim sanatı açısından da değerini irdeleyebilmekteyiz. Cerahiyet al-Haniye´de. "...Benden hat dersi alan bir medrese öğrencisi vardır. Sağ yanağında bir uru vardı, yardım çıkardım" demesinden onun bir yazı hocası olduğunu anlıyoruz. Türk tıp tarihinin tespit edebildiğimiz ilk deneysel çalışmalarını yapan, eserlerini Türkçe kaleme alan, böylece halkına ve meslektaşlarına hizmet amacını güden Şerafeddin, Türkçe de tıp dilimizin yerleşmesine çalışmıştır. • Tıp dışındaki diğer bilimlerle ilgilenmediği için bu alanda derinleşmiş ve kalıcı nitelikte eserler vermiştir.

• İlk Türkçe cerrahi eseri o kaleme almıştır. Üstelik bu eser taşıdığı özellikler nedeniyle tıp ve bilim tarihi açısından büyük ilgi uyandırmıştır.

• Meslektaşlarıyla olan İlişkilerde örnek bir aydın olarak görülmüştür.

 "Bir işi hor görüp adının kötüye çıkmasına neden  olmamalısın. Paraya tamah edip kendini halk katında saygın İken aşağılatmamalısın. İnsafının, hırsından ve rağbetinden fazla olması gerekir."

Cerrahiyet al Haniye´de yer alan bu sözler, onun tıbbi deontolojiyi ne güzel anladığını gösteriyor.

 

spy calling site spy apps for android free download
why are women unfaithful link wife cheat

Etiketler : Şerafeddin, Sabuncuoğlu
Yazan : mania  |
15 Şub 2011 Sal   
|  5.538 defa Okundu.
BU KONUDA HİÇ YORUM BULUNMUYOR...
Yorum Yaz
isim soyisim
Email
Anonim olarak mesaj yazıyorsunuz, Üye iseniz giriş yapınız.